
Bazı romanlar okuru geçmişe götürür; bazıları ise geçmişin hiç geçmediğini hatırlatır. Song Yu-jeong’un Yuzu Kitap’tan çıkan Hatıra Kitabevi tam da ikinci türden bir roman. İlk bakışta fantastik bir zaman yolculuğu hikâyesi gibi görünse de sayfalar ilerledikçe anlaşılıyor ki yazarın asıl ilgisi zamanın kendisiyle değil, insanın zaman karşısındaki çaresizliğiyle.
Çünkü geçmiş, bu romanda değiştirilmesi gereken bir olaylar dizisi değil, anlamlandırılması gereken bir hafızadır.
yazar: Tuba Karamuklu
Romanın merkezindeki Jiwon Kim, annesinin ölümünün ardından yıllardır taşıdığı suçluluk duygusunun ağırlığı altında yaşamaktadır. Uykusuzluk, panik ataklar ve yazamama hâli yalnızca psikolojik belirtiler değildir; bunlar, yasın bedende bıraktığı izlerdir. Hikâye de tam bu noktada, birbirine taban tabana zıt iki iyileşme biçimini karşı karşıya getirir: Doktorun dünyası ve Hatıra Kitabevi.
Romanın daha ilk sayfalarında Jiwon’un başvurduğu psikiyatrist, modern dünyanın tanıdık sesini temsil eder. Yasın ölçülebileceğine, acının belirli bir süresi olduğuna ve bu sürenin sonunda hayatın kaldığı yerden devam etmesi gerektiğine inanır. “Yas süreniz biraz uzun değil mi?” sorusu yalnızca bir doktorun teşhisi değildir; çağımızın acıya karşı geliştirdiği tahammülsüzlüğün de ifadesidir. İlacın işlevi burada açıktır: Acıyı hafifletmek, uyutmak, unutmayı kolaylaştırmak.
Tam da bu nedenle Hatıra Kitabevi’nin kapısı açılır.
Hatıra Kitabevi: Unutmanın Değil Hatırlamanın Kapısı
Romanın en etkileyici başarısı, bu iki dünyanın birbirine karşı kurulmuş olmasıdır. Doktor unutmayı önerirken Hatıra Kitabevi hatırlamayı teklif eder. Doktor reçete uzatırken Hatıra Kitabevi raflardan anıları indirir. Doktor yasın sona ermesini ister; Kitabevi ise yasın içinden geçmeden iyileşmenin mümkün olmadığını söyler.
Song Yu-jeong’un kurduğu fantastik mekân tam da burada sembolik bir anlam kazanır. Hatıra Kitabevi, sihirli bir kitapçı değildir; insan belleğinin mimariye dönüşmüş hâlidir. Raflardaki kitaplar okunmayı bekleyen romanlar değil, insanın kendi yaşamıdır. Çocuklukta okunan kitaplar, unutulduğu sanılan kokular, yıllar önce düşülen notlar ve tarihlerle sıralanmış ciltler, belleğin yalnızca zihinde değil, nesnelerde de yaşamaya devam ettiğini gösterir.
Bu yüzden romandaki fantastik unsur hiçbir zaman kaçışın aracı olmaz. Aksine, gerçeklikle yüzleşmenin başka bir biçimine dönüşür. Hatıra Kitabevi, kahramanına geçmişi değiştirme gücü vermez; geçmişi yeniden okuma cesareti verir. Aradaki fark, romanın bütün felsefesini belirler.
Bu yönüyle Hatıra Kitabevi, “iyileşme anlatıları” içinde kendine özgü bir yerde duruyor. Travmayı mucizevi biçimde ortadan kaldırmak yerine, onunla birlikte yaşamayı öğrenmenin yollarını arıyor. Belleği bir yük olmaktan çıkarıp kimliğin vazgeçilmez bir parçasına dönüştürüyor. Çünkü insanı iyileştiren şey bazen unutmak değil, uzun zamandır kaçtığı hatıraya yeniden bakabilmektir.
Belleğin Mimarisine Dönüşen Fantastik Bir Mekân
Roman boyunca suçluluk duygusu da dikkat çekici bir derinlikle işleniyor. Jiwon’un annesinin ölümüne dair taşıdığı vicdan yükü, yalnızca bireysel bir acı değil; insanın geçmiş karşısında kurduğu “keşke” cümlelerinin ortak hikâyesidir. Song Yu-jeong burada okura kolay teselliler sunmuyor. Geçmiş değiştirilemiyor fakat geçmişe bakan insan değişebiliyor. Romanın asıl dönüşümü de burada gerçekleşiyor.
Anlatım dili ise bu duygusal yoğunluğu destekleyen en önemli unsurlardan biri. Sade ama şiirsel, akıcı ama derinlikli bir üslup kuruyor yazar. Özellikle eski hastanenin boğucu atmosferinden Hatıra Kitabevi’nin sessiz ve gizemli dünyasına geçiş, mekân tasvirlerinin yalnızca dekor olmadığını, karakterin ruh hâlinin uzantısı olarak işlendiğini gösteriyor.
Acıyla Yüzleşmenin ve İyileşmenin Romanı
Belki de romanın en güçlü yanı, okura umut vermek için acıyı küçültmeye çalışmamasıdır. Çünkü belli ki Song Yu-jeong’a göre iyileşmek, yaşananları silmek değildir. Hafıza bazen insanın en ağır yüküdür ama aynı zamanda onu ayakta tutan tek şey de olabilir. Bu nedenle Hatıra Kitabevi, unutmayı değil, hatırlamayı savunur. Acıyı bastırmayı değil, onunla konuşmayı önerir. İnsan ancak geçmişinden kaçmayı bıraktığında geleceğe yürüyebilir.
Song Yu-jeong, romanı aracılığıyla okura şu soruyu bırakıyor: İyileşmek gerçekten unutmak mıdır, yoksa hatırlamaya cesaret edebilmek mi? İşte Hatıra Kitabevi tam da bu sorunun peşinden yürüdüğü için, kapağı kapandıktan sonra da zihinde yaşamaya devam eden romanlardan biri olmayı başarıyor.
İlginizi Çekebilir: Tom Sawyer’ın Maceraları’nın Yazarı Mark Twain Hakkında Bilmediğiniz 8 Şey
Hatıra Kitabevi romanı hakkındaki yorumlarınızı aşağıda veya Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilir, daha fazlası için bizleri Google News ve WhatsApp üzerinden takip edebilirsiniz.
Bu yazı Hatırlamanın İyileştirici Gücü: Hatıra Kitabevi ilk olarak şu sitede yayımlanmıştır: Kayıp Rıhtım. Yazının kaynağı bu sitedir.
Kaynak: kayiprihtim