Metin ÖZUĞURLU
“Bu yapılır mı Parti’ye…”
Sitemkâr isyanını böyle dile getirmişti CHP Genel Başkanı Özgür Özel.
23 Haziran 2026 Salı günkü Grup Konuşmasındaki bu isyan sebepsiz değildi. Zira Özel ve arkadaşları, daha önce ne ülkenin ne de bizzat CHP’nin deneyimlediği sıra-dışı bir seçim çalışması başlatmıştı. Sıra-dışı idi zira; her bir seçim sandığındaki kayıtlı tüm seçmenlerle yüz-yüze görüşülmesi hedeflenmişti. Kapısı çalınacak seçmenlerin tercihlerine bağlı olarak yüz-yüze ilişki belli aralıklarla -ortalama 6 kez- tekrarlanarak süreklileşecek ve hazırlanan yönergeler ışığında ziyaretler raporlaşarak “benim sandığım” adlı dijital platform aracılığıyla Genel Merkeze ulaştırılacaktı.
İki kez kontrolü yapılarak belirlenen sandık görevlisi sayısı 186 bindi ki bu toplam sandıkların yüzde 97,5’i demekti. Sandık başına ortalama 300 seçmen düştüğü göz önüne alındığında, bunun sadece 200’ünün bile kapısı çalınmış olsa yüz yüze iletişime geçilecek seçmen sayısı 37 milyona ulaşacaktı. Bu ise toplam seçmenin yüzde 65’i demekti.
Planlama ve hazırlıklar tamamlanmış, 4 Mayıs 2026 günü Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinin il gezileri ile de süreç başlatılmıştı. İki hafta geçmemişti ki 21 Mayıs 2026 günü Mutlak Butlan kararı çıktı. Tam da böylesi bir çalışma başlatılmışken Özgür Özel Butlan heyetine “bu yapılır mı Parti’ye, bu yapılır mı” diye sitem ediyordu.
BÜYÜK VERİ: SANAL DEĞİL SAHİCİ
Butlan hamlesinin beklenmedik bir hızla devreye sokulması, bence tam da böyle bir çalışma başlatıldığı içindi. Altı üstü seçim çalışması ne var ki bunda, denmesin. Seçmenlerin en azından yüzde 65’inin; tutum, davranış, görüş ve beklentilerini yüz yüze ilişki ile kavrayacak bir çalışma, Büyük Veri Analitiğini sanal mecralarda değil, hakiki hayatta gerçekleştirmek demektir.
Gerçi bu planlamada sandık görevlileri, siyasal çalışma yapan kadrolar değil de saha araştırması yapan araştırmacılar gibi kavranmıştı, ama olsun, pratik kendi gerçekliğini dayatacaktı. Zira kapısı çalınacak her 200 seçmenin az az 20’sinden acil müdahale ve çözüm gerektiren bir çığlığın yükselmesi, sürpriz olmayacaktı. Bu çığlıklar karşısında sandık sorumlusu elindeki yönergenin sınırları içinde mi kalacaktı, kalabilecek miydi?
“SOL EL” KESİLİP ATILMIŞKEN
Siz yerel yönetimlerin çoğunda iktidar olan ve ilk genel seçimlerde de yüksek ihtimalle iktidar olacak olan bir siyasi partisiniz. Yetmez; -kuramsal sorunları olsa da yaygınlaştı, ben de kullanayım- “çoklu kriz” koşullarında inim inim inleyen bir halk gerçekliğimiz var. Yetmez; neoliberal düstura uygun olarak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi adı verilen oligarşik idare altında kamu kaynakları, halkın ihtiyaçlarını karşılamak önceliği ile uzun zamandır kullanılmıyor, devletin “sol eli” kesilip atıldı.
Şimdi bu koşullarda siz, seçim çalışması adına 40 milyona yakın hanenin kapısını çalıp “haliniz nicedir” diye soracaksınız. Bu şartlarda seçim çalışmasının, tek taraflı bir veri derleme ve propaganda faaliyeti sınırlarında kalması mümkün mü? CHP örgütü, çalacağı kapılardan yükselecek acil çözüm bekleyen sorunlar karşısında “oy ver, iktidar olalım, sonra bakarız” diyebilir mi? Belediyelerde iktidar olan bir ana muhalefet partisi, kamucu işlevini terk etmiş bir devlet idaresinin ellerine yurttaşını terk ederek iktidara yürüyebilir mi?
ANTİKOR: SİYASETİN TOPLUMSALLAŞMASI
Ez cümle, butlan devreye sokulmamış olsaydı Eylül’e kalmadan biz Türkiye’de siyasetin nasıl hızla toplumsallaşacağını görmüş olurduk. Zira Özgür Özel ve arkadaşlarının hazırladığı seçim çalışmasının, fiili bir toplumsal hareket karakteri kazanarak gerçekleşeceği zamanları yaşıyoruz. İnşa edilmeye çalışılan yalın-sömürge konumundaki monarşik rejimin antikoru siyasallaşmış halk hareketidir.
Olanca iyi niyetiyle “tam böyle seçim çalışması başlatmışken bu yapılır mı Parti’ye” diye isyan eden Özgür Özel ve kurmayları, umarım, bu deneyimden yürüyecekleri yol hakkında da gereken dersleri çıkarırlar. Seçmen odaklı saha çalışması, CHP belediyelerinin halkçı pratiği ve yerel dayanışma ağları ile yerel sorun ve taleplere kamucu çözümlerin üretildiği örgütlü bir faaliyet olmak durumundadır; usa ve gerçeğe uygun olan budur.
Kaynak: Birgün Güncel